Abstract
Exploring rape as an instrument of genocide, the paper focuses on the Bosnian war of the early 1990’s to show that repeated gang rapes are part of the official policy of the Serbian leadership. Serbian policy has been portrayed as being in the service of a demand that is designed to terrorize Bosnian Muslims fleeing Bosnia and Herzegovina in order to undermine the population's ability to resist, to break the biological bond by killing men and forcing women to become pregnant - all of which is racial oppression. It was emphasized that an important purpose of genocidal rape is to inflict constant pain, humiliation and shame on girls and women. Serbia's genocidal rape policy in Bosnia is intended to have long-term consequences, in the form of eliminating the possibility of young women getting married and ensuring the rejection of girls and women who have been raped by their families in a society where rape is a cultural disgrace. In this study, the attachment of the woman's body to the nationalist discourse in the Bosnia and HerzegovinaSerbian war that started in 1992 and lasted for four years was examined in the context of feminist criticism and national discourse. The analysis is based on the novel “Leyla”, written by the German journalist, Alexsandra Cavelius, in which she tells about the rape of the woman-victim of the war, Leyla.
Tecavüzü bir soykırım aracı olarak keşfederken, tekrarlanan toplu tecavüz olaylarının Sırp liderliğinin resmi politikasının bir parçası olduğunu göstermek için 1990'ların başlarındaki Bosna savaşına odaklanılmıştır. Sırp politikası, nüfusun direnme kabiliyetini baltalamak, erkekleri öldürerek, kadınları hamile kalmaya zorlayarak biyolojik bağı kırmak için Bosna-Hersek'ten kaçan Bosnalı Müslümanları terörize etmek için tasarlanmış-hepsi de ırkçı bir baskı olan bir talebin hizmetinde olarak gösterilmiştir. Soykırım amaçlı tecavüzün önemli bir amacının, kızlara ve kadınlara sürekli acı, aşağılama ve utanç vermek olduğu vurgulanmıştır. Sırbistan'ın Bosna'daki soykırımcı tecavüz politikasının, genç kadınların evlenme ihtimalini yok etme ve tecavüzün kültürel bir utanç olduğu bir toplumda aileleri tarafından tecavüze uğrayan kızların ve kadınların reddedilmesini sağlama şeklinde uzun vadeli sonuçları olması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, 1992 yılında başlayıp dört yıl sürmüş olan Bosna Hersek-Sırp savaşında Kadının bedeninin milliyetçi söyleme eklenmesi feminist eleştiri ve milliyetçi söylem bağlamında incelenmiştir. İnceleme, Alman gazeteci, Alexsandra Cavelius tarafından kaleme alınmış savaşın kadın mağduru Leyla’nın maruz kaldığı tecavüzleri anlattığı Leyla romanı üzerinden gerçekleşmiştir.
Keywords
Comments
No comments yet. Questions and remarks about the article are welcome.
